DURACAKSIN

20 Mart 2007 GeN Yorum yok

"Her þeyini kaybetsen de hayallerini
kaybetmeyeceksin.
Neyi aradýðýný hiç unutmayacaksýn"

 

DURACAKSIN

"Her þeyini kaybetsen de hayallerini
kaybetmeyeceksin.
Neyi aradýðýný hiç unutmayacaksýn"

Acý, aðulu dikenler gibi ruhuna dolandýðýnda, öfke, kýzýl bir küheylan gibi koþturduðunda,
keder, yaþlý bir aðaç gibi üstüne yýkýldýðýnda, duracaksýn, durup, gümüþ bir su gibi akan sabahýn tazeliðine bakacaksýn, sana iki yüz yýl önceden haberler taþýyan alaycý kargalarýn sesini dinleyeceksin, çiçeklerini koklayýp derin bir soluk alacaksýn.

Ölüm seni kuþattýðýnda, tam o sýrada, hayatý düþüneceksin. Acýyý, öfkeyi, kederi ulu bir gölgeliðe yatýracaksýn bir zaman, "dinlenin biraz" diyeceksin.

Bir inci avcýsý gibi, ta derinlere dalýp tek tek bütün istiridyeleri açarak, bir sevinç arayacaksýn.
Hayaller kuracaksýn.
Hatýralarýný bir daha gözden geçireceksin.
Sevdiklerini düþüneceksin ve seni sevenleri.
Özlediklerini düþüneceksin ve seni özleyenleri.
Teninde iz býrakanlarý ve senin izini taþýyan tenleri.
Seni þakalarýyla güldürenleri ve senin þakalarýna gülenleri.
Sevinçlerini, hayallerini, hatýralarýný, sevdalarýný, seviþmelerini, özlemlerini, þakalarýný bir bir yerleþtireceksin içine, hayat denilen mucizenin sana verdiði armaðanlarý sýkýca kucaklayacaksýn.

Ölüm her yandan üstüne saldýrýp seni kuþattýðýnda, tam da o zaman, hayatý düþüneceksin.

Güzel bir haber gelecek belki yarýn sabah.
Belki bir mektup alacaksýn.
Sana gülümsemesini çok istediðin gülümseyecek belki sana.
Serüvenci gemiciler gibi meçhul denizlerde kaybolduðunda, tam da o zaman, karanýn bir gün görüneceðini düþüneceksin.
Gözcünün ?kara göründü? diye baðýrdýðýný hayal edeceksin.
Kara, hiç görünmese bile, hiç olmazsa neyi aradýðýný ve neyi kaybettiðini bileceksin,
çektiðin onca fýrtýnanýn, varmayý umduðun o umutlu hedefle mana kazandýðýný anlayacaksýn.

Her þeyini kaybetsen de hayallerini kaybetmeyeceksin.
Neyi aradýðýný hiç unutmayacaksýn.
Sevinçleri ne kadar hatýrlarsan, acýnýn derinliðini o kadar kavrayacaksýn.
Yaþadýðýn ve yaþayabileceðin güzel þeyleri ne kadar çok düþünürsen öfken o kadar keskinleþecek.
Karanlýk inerken ýþýða daha dikkatli bakacaksýn.
Geleceðinle arana, dibinde canavarlarýn dolaþtýðý bir uçurum koyduklarýnda,
nasýl biteceðini bilmediðin atlayýþýný yapmadan önce,
geçmiþine, sevinçlerine, hayallerine yaslanýp güç alacaksýn.

Sevdiðin bir türküyü mýrýldanmaktan hiç vazgeçmeyeceksin.
Bir çiçek iliþtireceksin yakana.
Ölüm seni kuþattýðýnda, tam da o zaman, hayatý düþüneceksin.
En azgýn, en ihtiraslý seviþmelerini…
En çýlgýn hayallerini…
En çaðýltýlý kahkahalarýný…

Acý, aðulu dikenler gibi ruhuna dolandýðýnda, öfke, kýzýl bir küheylan gibi koþturduðunda,
keder, yaþlý bir aðaç gibi üstüne yýkýldýðýnda, duracaksýn, durup gümüþ bir su gibi akan sabahýn tazeliðine bakacaksýn, sana iki yüz yýl önceden haberler taþýyan alaycý
kargalarýn sesini dinleyeceksin, çiçeklerini koklayýp derin bir soluk alacaksýn.
Ölüm seni kuþattýðýnda, tam o sýrada, hayatý düþüneceksin.

Ölüm seni kuþattýðýnda, tam o sýrada, hayatý düþüneceksin.
Acýyý, öfkeyi, kederi ulu bir gölgeliðe yatýracaksýn bir zaman, "dinlenin biraz" diyeceksin.
Onlarý, þefkatle dinlendireceksin.
Çünkü onlara yine ihtiyacýn olacak. 

Ahmet Altan


Bir Cevap Yazın