Baslangicta askla dinleriz birbirimizi, ama sonra…

17 Kasım 2006 Duz Yazi ve Hikayeler Yorum yok

Baslangicta askla dinleriz birbirimizi, ama sonra…

 

 

tekopucuk

 


 

Kadin ve adam yemege cikarlar.
Deniz kiyisinda bir lokantaya giderler.
masaya balik siparisi verilirken baslar sohbet.
Daha yeni isinmaya baslamislardir birbirlerine,
yeni yeni bu sicakliktan hoslanmaya baslamislardir.

Kadin "su deniz insani nasil da sakinlestiriyor degil mi?"
diye sorar.
Adam soruya soruyla karsilik verir:
"Neyi sakinlestiriyor?"
"Bilmem. Her seyi!..

Geceleri uykumuzu kaciran,
gunduzleri bizi telasa bogan ne varsa o seyleri sakinlestiriyor!
" Adam meraklanir: "
Ne? Geceleri uykun mu kacar senin?.."

Herkesin uykusu kacar, ne var bunda, diyeceksiniz simdi.
Ama adam farkindadir:
Bu soru kadini yakindan tanimanin kilidini acacaktir.
O yuzden boyle sorar.
Kadin anlatir, anlatir.
Daha dogrusu anlatmaya calisir…
Garip ornekler verir hayati hakkinda:
"Hani unutup da, el freni cekili halde surersin ya arabayi bazen,
ben de hayatta oyle yapiyorum."

Sonra birden durup soyle der kadin:
"Neyse canim, zirvaliyorum iste!"

Bilin bakalim adam nasil karsilik verir?
"Hayir, hic de degil!"

Alain de Botton'un "Romantik Hareket" adli romanindaki bir sahne bu.
Ilk bakista siradan gorunen bu sahneyi aklimda kaldigi kadariyla size aktardim.

Neden mi?
Cunku hep aklima takilir;
o adam ve kadin bir
"baslangicta" olmasalardi,
adam bir seruvene adim atmanin urkek heyecaniyla,
oyle mi yanitlardi kadinin
"zirvaliyorum" deyisini?
Adam nazik bir yanit olarak degil,
samimi bir telasla soyler su sozu:
"Hic de degil!"
Alayci mimikler,
"ben seni tanirim
" veya ""
"yine acaip yerlere bagladin konuyu"
turunden jestler eslik etmez elbette bu soze.

Cunku neden soz ediyor olursa olsun,
insan bir iliskinin baslangicinda asla zirvalamaz…
Zirvalamak icerige ait bir tanim degildir,
iliskinin tarihine aittir.
"Baslangic" in guzel urpertisi gerilerde kaldikca,
adam ve kadin birbirlerini iyiden iyiye tanidikca
konusmalannda kendilerini anlatmaya ayirdiklari
zaman suresi de zaten kisaldikca kisalir.
Ve iliskinin
"rahme dustugu"
zamandan ne kadar uzaklasilirsa o kadar artar
"zirvalama"
ihtimali…

Ah su baslangiclar!
Yer, gok, su guzeldir,
gozler heyecan vericidir,
sozler buyuludur,
toplumsal gercekler bile gizemli bir yildiz falini anlatir sanki…

Ask hayatimizin gizli kavgasi da orada degil midir?
"Neden baslangictaki gibi degil?"
"Basinda farkliydi ama…"
Fakat su da bir gercek:
Esige bir kapidan iceri girmek icin adimimizi atariz.
Cunku oraya bunun icin gelmisizdir.
Hep esikte durmak…
Mumkun mu bu?
Aska da dogariz.
Bir bebek gibi…
Ama hep "bebek" kalmak mumkun mu?


Bir Cevap Yazın