Alevler Ýçindeki Beyaz Tüy

27 Temmuz 2006 Kissa Anonim Yazilar Yorum yok

{Hikayeler Diyari} <hikayelerdiyari@

Günlerdir her gözümü kapadýðýmda onlarý görüyorum. Süt beyazý elbiseler giymiþler. Yüzlerinin ýþýltýsý göz kamaþtýrýcý güzellikte; gözlerimi alan o büyülü ýþýltýnýn ardýnda, baþlarýný sarmýþ birer taç seçiyorum.

Günlerdir her gözümü kapadýðýmda onlarý görüyorum. Süt beyazý elbiseler giymiþler. Yüzlerinin ýþýltýsý göz kamaþtýrýcý güzellikte; gözlerimi alan o büyülü ýþýltýnýn ardýnda, baþlarýný sarmýþ birer taç seçiyorum.

Taçlarýnýn birazcýk yana kaydýðýný fark edip, düzeltmek istiyorum. Parmaklarým yumuþak bir þeylere dokunuyor, bebek teni yumuþaklýðý gibi… Kuþ tüyünden yapýlmýþ olmalý bu taçlar. Altýn sarýsý ýþýltýlar barýndýran beyaz tüylerden örülmüþ… Evet, kuþ tüyünden…

Ancak, alelade bir kuþun tüyü deðil. Ne tüyü bunlar? Hiç böyle tüy görmedim. Hangi kuþun tüyü olabilir diye soruyorum kendime. Hangisi?

Sonra karnýmda gezinen bir sancý hissediyorum.

Bu taçlar, Tanrýsal ya da mistik bir þeyi simgeliyor diye düþünüyorum, ama çözemiyorum. Aklým tüylerin gizemine kilitleniyor sanki. O tüylerden bulmalý ve onlardan öreceðim taçlarý doðmamýþ çocuklarým için hazýr etmeliyim.

…..

"Öyle tüyler, olsa olsa Zümrüt-ü Anka'nýndýr. Kubilay Han'ýn bile arattýrdýðý ama yerine, bir palmiye yapraðýna razý geldiði Anka'nýn… Yüreðinin atýþlarýný dinle"… "Onu bulamazsýn… Yüreðinin bembeyaz atýmlarýný hissederse, O seni bulur."

diye mýrýldanýyor bir ses. Arkama dönüyorum, kimseyi göremiyorum. Elimde birkaç sebze ile donakalýyorum Pazar yerinde.

…..

Yüreðimin tüm koyu renklerine ket vurmayý öðreniyorum. Gecelerin korkularýna, yalnýzlýðýna kaþ çatmayý; gündüzlerin öfkelerine, yalanlarýna, her sahteliðine dudak bükmeyi. Olanca gücümle iteliyorum benden uzaklara. Çocuklarýma yapacaðým taçlarý düþlüyorum. Onu bulmalýyým.

Beyaz düþünmeyi öðrendikçe, diðer tonlarýn korkusu, "ben" oluyorum.

…..

Her sabah, Kanle'nin kurak köylerini seyrediyorum Naju tepesinden. Ona yakýn olmak arzusu çaðýrýyor beni her gün buraya.

…..

Artýk yüreðimin beyaz atmayý öðrenemeyeceðini çaresizce kabullenmeye baþladýðým bir anda, hiç duymadýðým bir þarkýyý, adeta ilahi bir sesin dillendirdiðini iþitiyorum. Sýrtýmdan boþanan soðuk bir terle ayaða fýrlýyorum. Her yöne dönüp bakýnýyorum ve üstüme çöken bir gölge ile yere kapaklanýyorum. Baþýmý topraktan çekip göðe yöneltiyorum. Tanrým!
Otuz kuþ büyüklüðünde, otuz renkli, süt beyazý gerdanýnýn yukarýsýnda maðrur bakýþlarla beni izliyor… Anka Kuþu…

Yüreðim çýlgýnca çarpýyor. "Ne olur beyaz atmaya devam etsin!" diye yakarýyorum Tanrý'ya. 'Ne olur beyaz atmaya devam etsin!'.

Yaný baþýma indiriyor ayaklarýný. Yüzündeki gülümsemeye, heyecanýmý yenme gayretiyle, gülümseme ile karþýlýk vermeye çalýþýyorum.

"Sakin olmalýsýn" diyor bana, o büyülü sesiyle.
Vücudu rengarenk ve Tanrýlara layýk hint ipekleriyle kuþanmýþ gibi duruyor. Göz alýcý, heybetli, onurlu.
Kekeleyerek soruyorum:
"Gerdanýndan birkaç tüy verebilir misin bana?"
Tebessüm ediyor:
"Tüylerimin sana ne yarar saðlayacaðýný düþünüyorsun?"
Her iki gözümden birer damla yaþ süzülüyor. Sesim kýsýlmýþ, yutkunuyorum önce…
"Ýki tane taç yapacaðým, doðacak kýzým ve oðlumun baþlarý için"…

Kaþlarý çatýlýyor.
Bakýþlarýný ufka yöneltip bir þeyler mýrýldanýyor.
Aniden gözlerini gözlerime kilitliyor.
"Geceyi beyazla mý örteceksin?" diye soruyor,
Tam yanýtlayacakken devam ediyor :
"Hastalýklar, sýhhatin lekesi ise, kara da beyazýn lekesi olur.
Benim beyaz gerdanýmla hangi lekeyi temizleyeceksin?"

Tekrar yutkunarak cevap veriyorum:
"Çocuklarýmýn geleceðindeki lekeleri"
"Öyle eminim ki bundan… "

Önce incecik bacaklarý bükülüyor ve ardýndan devasa gövdesi usulca yere çöküyor. Bakýþlarýndan birkaç tüy almama izin verdiðini anlýyorum.
Ayak parmaklarýmýn ucunda yükselip gerdanýný okþuyorum önce. Ellerimdeki ince titreyiþi yenmeye çalýþýyorum. Avucumla birkaç tüyü kavrýyorum ve tüyler sanki kendilerini hediye ediyorlarmýþ gibi ellerimde kalýyorlar. Beyazlýk üzerinde göz kýrpan yýldýzlar görür gibi oluyorum. Birden gövdesi hareketleniyor ve ayaklarý üzerinde doðrulup baþýný göðe çeviriyor. Gölgesi tekrar üzerimde beliriyor ve hýzla küçülerek gözden yitiyor.

…..

Tüyleri, elbisemin içine gizliyorum. Karanlýk basmadan evime varmak istiyorum. Hava kararmakta iken ýlýk bir rüzgar tozlandýrýyor zemini.

Kentte savaþ hala sürüyor. Dar bir sokakta kaba saba bir adamýn iki küçük kýz çocuðunu dövdüðünü görüyorum. Bir arka sokaktan bir kadýn çýðlýðý geliyor. Tedirgin oluyorum… Adýmlarýmý iyice sýklaþtýrýyorum. Pazar alanýna girdiðimde birkaç kiþinin kovaladýðý baþka bir çocuk fark ediyorum. Elinde bir tavukla adamlardan kaçmaya çalýþýyor.

Kentin uzaklarýnda evler hala yanýyor. Uðultulu patlamalar göðe doðru yükseliyor. Tanrým savaþ hala devam ediyor. Yüreðimin atýþlarýný iþitebiliyorum.

Görmeye hala alýþamadýðým görüntülerin eþliðinde evimin bahçesine ulaþýyorum. Evden birkaç çýra alýp bahçeye çýkýyorum tekrar.

Yine arkamdan birinin sesini iþitiyorum. Bu ses; Pazar yerinde duyduðum ses. Arkamý dönüyorum, onunla göz göze geliyoruz. "Her þeyi biliyorum…" dercesine bir Fakir bana bakýyor.

Ona arkamý dönüp, elbisemin içine sýkýþtýrdýðým tüyleri çýkarýyorum ve yere býrakýyorum. Ateþi yakmaya çalýþýyorum. Rüzgar birkaç defa söndürüyor ateþi. Fakir'in siper olmasýyla cýlýz ateþi kuvvetlendirebiliyorum.

"Taç yapmaktan vaz mý geçtin?" diye soruyor. 'Doðmamýþ çocuklarýna taçlar yapacaktýn bu tüylerle. Biri kýz diðeri erkek doðmamýþ iki çocuðuna, iki taç. Hani onlarýn geleceklerindeki lekeleri temizleyecektin?'

Onun her düþüncemi okuduðundan emin oluyorum artýk.
"Neden geldin buraya?" diye soruyorum, yanýtýný bildiðim halde.
"Bütün çocuklarý taçlandýrdýðýný görmek için." diyor.

Ona gülümsüyorum. "Evet, bütün çocuklarý taçlandýracaðým."

Artýk alevleri insan boyuna ulaþmýþ ateþi izliyoruz beraber, kentin dört bir yanýndan acý dolu baðýrýþlarý, yakarýþlarý daha iyi duyabiliyoruz þimdi. Tüyleri alýyorum yerden.

"Senin yüreðin ne renk atýyor?" diye soruyorum.
Her yaný sökülmüþ yeleðinin tek düðmesini gevþetip, kuþaðýný açýyor ve göðsünü gösteriyor bana.
Karanlýðýn içinden bir þey seçemiyorum önce, ateþten bir dal tutup meþale yapýyorum kendime. Yeleðin içi boþ, bomboþ!

Gülümsüyor bana…

Ellerim yine titreyerek tüyleri kavrýyorum ve ateþin tam göbeðine fýrlatýveriyorum. Tüylerin siyahlaþmaya baþladýðýný fark ediyorum. Eliyle beni biraz öteye itip, ateþin içine giriyor. Mum gibi eridiðini görüyorum. Hala gülümseyen dudaklarýný seçebiliyorum. Alevler giderek güçleniyor. Baþýnýn yok oluþunu izliyorum. Önce büyük bir parýldama ile gözlerim kamaþýyor. Rüzgar, tüm kollarýný toplayýp ateþin etrafýnda bir hortum oluþturuyor. Hortum renkten renge bürünmeye baþlýyor. Giderek dönüþ hýzýný artýrýyor. Saçlarým havada uçuþuyor. Gözlerimi kýsýp izliyorum bu ilahi seremoniyi.

Aniden sessiz ama büyük bir ýþýk patlamasý içinde kalýyorum. Rüzgarýn eþlik ettiði rengarenk ýþýk huzmeleri, önce bir tur atýyor etrafýmda, ardýndan sözleþmiþ gibi hepsi göðe yöneliyorlar. Aralarýnda beyaz tüyler içinde fakirin gülümsediðini görür gibi oluyorum. Gökyüzüne doðru yükselen yýldýz kümeleri.

Sokaða çýkýp kýsa bir süre onlarý takip etmeye çalýþýyorum.

Rüzgar aniden kesiliyor. Kanle'nin üzerini yýldýzlardan oluþmuþ bir taç kaplýyor. Patlamalar, gürültüler sonlanýyor. Acý dolu haykýrýþlar yitip, gidiyor. Tam bir sessizlik hakim oluyor. Tanrým savaþ bitiyor, Tanrým savaþ bitiyor!

Herkesin sokaklara çýkýp rengarenk ýþýldayan yýldýzlara hayranlýkla baktýklarýný görüyorum.

…..

Ayýn parýltýsýný bir çift kanatýn gölgelediðini görür gibi oluyorum. Bana göz kýrptýðýný hissediyorum. Ýçimi saran sýcaklýk beni ilk defa böylesine huzurla gülümsetiyor.

Kaf Daðýnýn ardýnda mý, bilinmez. Dünyanýn her döneminde sadece bir Anka Kuþu yaþarmýþ. Ancak içsel bir yolculuk sonrasýnda kanatlarýný böylesine çýrparmýþ… Ancak…….

…..

Ardýmdan yine o sesi iþitiyorum; "Unutma!" diyor. "Dünyanýn bir yerleri hala yanýyor, bir yerlerde hala çocuklar aðlýyor, bir yerlerde hala çýðlýklar yükseliyor.''… ''Bir yerlerde hala çocuklar aðlýyor!… "

__._,_.___

 

 

 


Bir Cevap Yazın